3 Ekim 2024 Perşembe

erzincan'ın neyi meşhur? — II

Ve yıl 2015 heyecanla indiğim anı daha dün gibi hatırlarım otobüsten. Eşyalar, kalabalıklar ve deniz binlerce kilometre gerimde kalmıştı artık. Çocukluğumun anne tarafı biraz daha yakındı bana. Gülen yüzler binlerce çocukluk hatırasına karışabilirdim şimdi. Etrafımda düz yollar, ıssız kaldırımlar ve bolca dağ var. Seyrelene kadar aile bağlarım binlerce kesik atmaya devam ediyordu gözlerime. Erzincan ile ilk defa başbaşa kaldığım zaman bir KYK yurdunda üç yatağın dolu olduğu dört kişilik bir odadaydım. Dağlara yakın şehre bir o kadar uzak olduğum bu yerden henüz emekleme evresinde olduğunu düşündüğüm şehrin üniversitesi görülüyordu. Geç dönem liseliliğim nüks etmek için kolluyordu beni. Çıkışta ne yapsak? diye sorulan akşamlar Er Merkez'e Atatürk Parkı'na yahut Dört Yol'da herhangi bir cafede devam ediyordu. Ne yapardı ailesinden, sorumluluklarından uzak bir genç bu şehirde? Sahiden başbaşa kalınca kendiyle ne yapar? Dağlar kalıyordu geceleri sadece tablo gibi duran sanki biri gelip kaldıracakmış gibi duran dağlar. Arkasında binlerce sır, binlerce acaba, binlerce belki, binlerce hüzün barındıran dağlar. Katılmamıştım elbet hemen Erzincan'a, bir kitapçı bulup kapaklanmıştım oraya. Dervişsiz bir mürittim bu şehirde. Kendimi sadece kendi hatalarının bedelini ödemenin serinliğine bırakmıştım. Paran varsa yersin yoksa yemezsin. Yurtta ne çıkmış yemekte? Yine mi patates? Olsun be! Hayat senin, karar senin, yurt senin patates bile senin. Hatta biliyor musunuz Erzincan'da iseniz geceleri efkarlı müzikler eşliğinde yoğun dumanla anlatılan anılarla bakılan dağlar bile sizin olur. Anlatılacak anılar biriktirmeye başladığım bu şehirde daha ilk yıldan pişmanlıklar, hüzünler, eğlenceler ve keşkeler biriktireceğimi bilmeden alışmaya çalışıyordum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bülent ağabeyin ardından

Anadolu'nun en uzağında, gecenin ortasında bir anı vurdu hafızamın kıyısına; talihimin gülümsediği anların birinde "Artık İzdiham e...