Sinema serüvenim devam ediyor bir heves mi bu yoksa bir hedef mi hala bulamadım.Bugünü Metin Erksan'ın Müthiş Bir Tren filmiyle bitirdim. Gece henüz bitmeden başladığım bu film toplamda 42 dakika kadar sürdü. 1975 yapımı olan bu film iki karakterin yağmurlu günde kahvehanede nargile içip dışarıyı seyretmeleriyle başlıyor. Filmimiz bir rüyayı temel alarak ilerliyor. Bir karakterin rüyasını başka bir karaktere anlattığını gördüğümüz bu filmde anlatıcının bir bahsi geçen trende tanıdık simaları görmesiyle film çözülmeye başlıyor. Gördüğümüz bu simalar acayip bir rüya olarak nitelendirilebilecek seviyede donuk karakterlerden oluşurken sadece baş karakterimiz hareketli ve film ilerledikçe birkaç karakter daha küçük küçük bu hareketlenmeye ortak oluyor. Trendeki bu tanıdık simalarin baş karakterimizin hayatında ne gibi bir etkisi olduğunu flashback sahneleriyle öğreniyoruz. Ana olay çözüldükten sonra da film sessiz bir şekilde sona eriyor. Son olarak bu film Sait Faik Abasıyanık'ın aynı ismi taşıyan öyküsünün beyaz perdeye yansıması. Hatta kesinliği tam olarak bilinmemekle beraber bu edebi eserlerin sinema filmine dönüşmesi bu filmle başlamış.
Sinefil değilim ama bu film baya baya gurme işi bir yapım. Yani sinemaya ilginiz yoksa, ileride ben de filmci(!) olacağım deniyorsanız hiç girmeyin bu topa. Filmcilere selam.
