28 Ocak 2025 Salı
kendi kuyusunun Yusuf'u
İşte tam olarak şu: İçine dönüp kendinle ve kaderinle yüzleşmek. İnsanın anlam arayaşının daha da arttığı bu çağda. Binlerce uyarıcı varken çevresinde, kendisine dönmesi olağan bir hakikat. İşte ben de bunu yapıyorum. Derinliği tartışmaya kapalı olan o mahzende o çukurda bir başıma kendimle hesaplaşıyorum. Kaderime boyun eğmek çocukluğumdan bu yana süregelen bir alışkanlık. Bazen ne kadar umut dolu olsam da. Bu saydam şeyin ardında eli sopalı beni bekleyen gerçeği görüyorum. Herkes bir köşe sahibiyken bu dünyada, bana kalan apaçık ortada durmak. Çünkü ne öne çıkan müthiş bir yeteneğim ne de insanlar arasında parıl parıl parıldayan şansım var. Bir ara sadece kenarından kıyısından dolaşabildiğim şiir ırmağının uzak, epey uzak bir yerindeyim. Artık ona ulaşmam imkânsız. Bu noktaya gelmeden çok çırpındım elbet. Yardım istedim beni bu boşluktan çıkarsınlar diye. Ama nafile, ben sonra sana döneyim'ler, kardeşim şu an hiç müsait değilim'ler, uzak epey uzak bakmalar. Ondadır ki bıraktım artık insanların peşini. Tamam hepiniz yoğunsunuz, hepiniz yorgunsunuz, hepiniz dünyayı kurtarmakla mesgulsünüz. Alın sizin olsun sayfalar, bol kahkahalar, felsefi cümleler, en iyisini ben bilirimler, egzantrik acılar. Ben kuyumun Yusuf'uyum umudumu bekliyorum.
1 Ocak 2025 Çarşamba
Konuşmayanı Dövüyorlar: Gassal Dizisi
Keşke ben yazsaydım dediğim bir dizi. Çocuk gibi elimi çenemin altına koyup hayran hayran izledim her bölümü. Bu satırları yazarken de kulağımda Şahin Kendirci var elbet, dertten derde kederden kedere beni sürükleyedursun biraz dizinin içinden dışından benim dikkatimi çeken yönlerinden bahsedeyim size; Öncelikle şunu söyleyeyim bu tarza yakın Rick Gervais'in başrolünde olduğu After Life isimli dizinin kokusunu aldım ama sadece kokusu. Yoksa iki dizi bambaşka şeyler anlatıyor. Ama ortada buluştukları nokta, güldürmeyi ağlatmayı birarada yapmaya çalışmaları.Gelelim bizim dizimize; İşler Güçler, Kardeş Payı gibi dizilerde Düğün Dernek ve Çalgı Çengi film serilerinde görmeye alışkın olduğumuz ikili Yönetmen Selçuk Aydemir ve Oyuncu Ahmet Kural birlikteliği yine göz doldurmuş. Ancak bu sefer komedi ağırlıklı değil de yönetmen Selçuk Aydemir'in de tanımladığı gibi "Psikolojik Komedi" ile karşımıza çıkıyorlar. Tabi yönetmenin bu tanımı yapmasına yol açan kişi senarist Sümeyye Karaaslan'da müthiş bir iş çıkarmış. Toplum içinde bilinen ama görülmeyen bir meslek grubunu "Gassallar"ı merkeze alıyor bu öyküsünde. Dizi girişlerinde yani şu batılıların intro dediğini nanede Selçuk Aydemir o bölümde öne çıkan birkaç nesneyi gösterip öyle uğurluyor bizi hikâyeye.
Yalnız bir adam olan Gassalımız Baki her ölüyü yıkayan pir ü pak eden Baki'nin şu sorusuyla başlıyor aslında hikâye "Ölünce beni kim yıkayacak?" Küçük bir kasabada yaşamıyor gibi yaşıyor aslında Baki, yalnız o ve ölüleri var hayatında, az evvel bahsi geçen soruyla kapısı içeriden açtığı kabuğundan çıkıyor. Ancak sosyalleşme çabalarında insanlar ile arasında büyük bir engel çıkıyor: Ölüm.
Aslında herkesin hayatında demir bir külçe gibi duran bu hakikat, insanların Baki'den de yüzünü çevirmesine yol açıyor. O yüzden Baki insanların arasında bir türlü katışamıyor. Dostu Ahmet onu ne kadar ileriye iteklese de vefat etmiş annesine sığınan bir çocuk olmayı tercih ediyor her seferinde Baki. Ancak bunca ölüm arasında aslında hiç de Baki olamadığını olamayacağını her seferinde anlayan karakterimiz kendisinin de sonunun gelececeğini ondan dolayı adeta bir dağ lalesi gibi içine kapanmayıp açılması gerektiğinin farkında.
Aşk da kaçıyor Baki'den denemeleri sonuçsuz, çabaları her seferinde gereksiz kalıyor. Ölümün ağırlığını taşıyor üzerinde ancak sevdalar da hep ölüme karşı durmak ister. Ölümün yanında sevda yazabilecek mi Baki onu merak içerisinde bekliyoruz.
Dizinin müzikleri ise tam olarak hitap ettiği kesime uygun seçilmiş yani bizde her zaman arabesk işe yarar insanları çeker. En mutlu anımızda bile bir arabesk bizi bizden alır mevzu zaten ölüm gibi ağır bir şeyse arabesk ancak tuz biber oluyor üzerine. Bölüm sonlarında Şahin Kendirci'den dinlediğimiz farklı arabesk şarkılar adeta son düğümü atıyor o bölüme.
Güzel naif bir hikâye, ince bir noktayı görmüş senarist artık kendi yerini buldu. Ortalama yarım saat süren bölümler tadında ne fazla sıkıyor ne de hızlı bitiyor, adeta bir parmak bal çalıyor izleyenin ağzına.
İkinci sezon tanıtımı yayınlanmış, bakalım neler olacak? İnşallah ülkemizde popüler olan çoğu şey gibi bu güzel hikâye de o samimiyetini kaybetmez.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
bülent ağabeyin ardından
Anadolu'nun en uzağında, gecenin ortasında bir anı vurdu hafızamın kıyısına; talihimin gülümsediği anların birinde "Artık İzdiham e...
-
Anadolu'nun en uzağında, gecenin ortasında bir anı vurdu hafızamın kıyısına; talihimin gülümsediği anların birinde "Artık İzdiham e...
-
Ve yıl 2015 heyecanla indiğim anı daha dün gibi hatırlarım otobüsten. Eşyalar, kalabalıklar ve deniz binlerce kilometre gerimde ...
-
Biliyorsunuz aralıksız bir şekilde mekik dokuyan bir dikiş makinası misali gündemi olan bir ülkeyiz artık. Bu köşede sadece ipliğin ucunu...


