Yalnız bir adam olan Gassalımız Baki her ölüyü yıkayan pir ü pak eden Baki'nin şu sorusuyla başlıyor aslında hikâye "Ölünce beni kim yıkayacak?" Küçük bir kasabada yaşamıyor gibi yaşıyor aslında Baki, yalnız o ve ölüleri var hayatında, az evvel bahsi geçen soruyla kapısı içeriden açtığı kabuğundan çıkıyor. Ancak sosyalleşme çabalarında insanlar ile arasında büyük bir engel çıkıyor: Ölüm.
Aslında herkesin hayatında demir bir külçe gibi duran bu hakikat, insanların Baki'den de yüzünü çevirmesine yol açıyor. O yüzden Baki insanların arasında bir türlü katışamıyor. Dostu Ahmet onu ne kadar ileriye iteklese de vefat etmiş annesine sığınan bir çocuk olmayı tercih ediyor her seferinde Baki. Ancak bunca ölüm arasında aslında hiç de Baki olamadığını olamayacağını her seferinde anlayan karakterimiz kendisinin de sonunun gelececeğini ondan dolayı adeta bir dağ lalesi gibi içine kapanmayıp açılması gerektiğinin farkında.
Aşk da kaçıyor Baki'den denemeleri sonuçsuz, çabaları her seferinde gereksiz kalıyor. Ölümün ağırlığını taşıyor üzerinde ancak sevdalar da hep ölüme karşı durmak ister. Ölümün yanında sevda yazabilecek mi Baki onu merak içerisinde bekliyoruz.
Dizinin müzikleri ise tam olarak hitap ettiği kesime uygun seçilmiş yani bizde her zaman arabesk işe yarar insanları çeker. En mutlu anımızda bile bir arabesk bizi bizden alır mevzu zaten ölüm gibi ağır bir şeyse arabesk ancak tuz biber oluyor üzerine. Bölüm sonlarında Şahin Kendirci'den dinlediğimiz farklı arabesk şarkılar adeta son düğümü atıyor o bölüme.
Güzel naif bir hikâye, ince bir noktayı görmüş senarist artık kendi yerini buldu. Ortalama yarım saat süren bölümler tadında ne fazla sıkıyor ne de hızlı bitiyor, adeta bir parmak bal çalıyor izleyenin ağzına.
İkinci sezon tanıtımı yayınlanmış, bakalım neler olacak? İnşallah ülkemizde popüler olan çoğu şey gibi bu güzel hikâye de o samimiyetini kaybetmez.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder